ABD’nin savunma, nükleer enerji ve havacılık projelerinde görev alan stratejik isimlerin şüpheli ölümleri ve kaybolma vakaları, Başkan Trump’ın talimatıyla ulusal güvenlik kapsamında yeniden inceleniyor
ABD’nin yüksek gizlilik dereceli projelerinde görev yapan bilim insanlarının peş peşe yaşamını yitirmesi veya sırra kadem basması, Washington kulislerini hareketlendirdi. Savunma teknolojilerinden nükleer araştırmalara kadar kritik alanlarda uzmanlaşmış 11 isme dair dosyanın, ABD Başkanı Donald Trump’ın doğrudan talimatıyla federal makamlar tarafından kapsamlı bir incelemeye alındığı öne sürüldü.
Şüpheli Ölümler ve “İntihar” Soruşturmaları Dosyanın en sarsıcı vakalarından biri, füzyon araştırmalarıyla tanınan MIT uzmanı Nuno Loureiro’nun evinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi oldu. Bunun yanı sıra, 2022 yılında ölümü kayıtlara “intihar” olarak geçen anti-yerçekimi araştırmacısı Amy Eskridge’in dosyası da yeniden açıldı. Eskridge’in vefatından kısa süre önce yakın çevresine “Hayatım tehlikede” dediği iddiaları, soruşturmanın seyrini değiştirebilecek nitelikte.
Stratejik İsimler Kayıp: General McCasland Vakası Soruşturma sadece ölümleri değil, esrarengiz kaybolma vakalarını da kapsıyor. Özellikle Wright-Patterson Hava Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı’nın eski komutanı Emekli General William Neil McCasland’ın Şubat 2026’da New Mexico’da iz bırakmadan kaybolması, dosyanın en kritik halkalarından biri olarak görülüyor. Ayrıca roket motoru uzmanı Monica Jacinto Reza ve asteroid savunma projelerinde çalışan Carl Grillmair gibi isimlerin başına gelenler de “sıradan tesadüf” kategorisinden çıkarıldı.
Ulusal Güvenlik ve İstihbarat Şüphesi Beyaz Saray kaynakları, Trump’ın olayları “olağandışı ve organize bir zincir” olarak nitelendirdiğini aktarıyor. FBI ve federal yetkililer, vakalar arasında yabancı istihbarat faaliyetleri veya iç güvenlik sızıntıları olup olmadığını titizlikle araştırıyor.
Özellikle NASA’nın Jet İtki Laboratuvarı ve Los Alamos Ulusal Laboratuvarı gibi stratejik kurumlarda görev yapmış bu isimlerin hedef alınması, konunun yalnızca adli bir vaka değil, bir ulusal güvenlik krizi olduğunu ortaya koyuyor. Önümüzdeki günlerde ABD makamlarından gelecek resmi açıklamaların, uluslararası savunma camiasında büyük yankı uyandırması bekleniyor.